hava
DOLAR %
EURO %
GRAM ALTIN %
ÇEYREK A. %
BITCOIN %
SON DAKİKA





Google News

“Sivasspor Gündemi: Sivasspor’un Dirilişi”

Son Güncelleme :

29 Ekim 2022 - 12:45

“Sivasspor Gündemi: Sivasspor’un Dirilişi”

Rıza Çalımbay, Kasımpaşa’yı çalıştırdığı dönemde verdiği bir röportajda, futbolun her iki yönüne de doğru şekilde yaklaşılmasının asgari surette bir gereklilik olduğunu, gerek ofansif oyun tarzının gerekse savunma anlayışlarının maçtan maça değişiklik göstermesi gerektiğini söylemişti. Buna ek söylediği bir diğer şeyse, futbolculuk döneminde aldığı dersin, oyunu ofansif ve cesur oynamanın kazanma yolundaki temel prensip olduğu ve hayal ettiği oyun anlayışının da bu doğrultuda olduğuydu.

“Sivasspor Gündemi: Sivasspor’un Dirilişi”

Bundan birkaç yıl sonra 2020 yılında, Sivasspor’u çalıştırdığı süre içerisinde kontratak oyununu güzel bir oyun, futbolun bir nimeti olarak niteliyordu. Sivasspor’da sahip olduğu oyuncu kadrosu çerçevesinde bir taktiği doğru yönlendirmeyi, bu taktiği sahaya entegre etmeyi başardığını ve hatta “güzel bir oyun” olarak nitelediği kontratak oyununun varyasyonları ile kupa kazandığını da varsayarsak Rıza Çalımbay; hedefine gitmek için kullandığı yolları doğru yönlendirmeyi başaran bir teknik direktör.

Pekâla… Sivasspor buna rağmen gerekli değişimi, gerekli revizyonu sezon başında neden sağlayamadı? Bunu bir sebeple, bir parametreyle açıklamak zor. Ancak ben Sivasspor’un ihtiyaç duyduğu nitelikli kamp dönemini geçiremediği gibi, bu kamp döneminin akabinde Avrupa’daki veda ve Trabzonspor’a karşı alınan ağır Süper Kupa mağlubiyeti ile kimlik bunalımına girdiğini düşünüyorum. Akabinde yaşanan saha içi aksamalar, savunma tandeminin dengesizliği, geriden oyun kurma noktasındaki beceriksizlik ve hücum çeşitliliğinden yoksunluk… Bu gibi saha içi eksiklikler Sivasspor’un Ballkani maçına değin sürecek olan ve gerek taraftarlarca bir isyanın, gerekse iyiyden iyiye otoritede yaşanan sarsılmanın sebebi olan bol antidepresanlı bir depresyonu yaşamasına sebep oldu.

Bu maçın ardından yaşanan revizyonu, bu maçın Türk futbolu ve Sivasspor adına önemi, vehameti ile açıklamak mümkün. Zira Sivasspor kendisinin onda biri değerinde bir kulübe karşı evinde oyunu elinde tutamama, aksiyona ortak olamama gibi sorunlarla karşı karşıya kaldı. Rıza Çalımbay’ın bu maçın akabinde takım içinde yaptığı yenilemeleri tahmin edecek olursak; bu maçta yenilen iki golün baş aktörü olan Aaron Appindangoye’yi keserek, özgüven problemleri yaşayan Caner Osmanpaşa’yı kazanmaya çalışmak, bir süredir formadan uzak olan Hakan Arslan’ı geçiş oyununun merkezine koyarak, geriden oyun kurulumunda mobilitesi yüksek bir oyuncuyu takıma kazandırmak, sezonun başından beri formsuzluk yaşayan Max Gradel’in saha içi liderliğini elinden alarak, çeşitli mevkilerde denediği ve tam anlamıyla oyunun neresinde konumlandırıldığı belli olmayan Dia Saba’ya saha içinde özgürlük alanı ve Sivasspor’un hücumunun liderliğini vermek…

Rıza Çalımbay’ın yazdığı reçete, ilerleyen süreçte önce Başakşehir maçında zuhur etti. Takım rakibini ikinci bölgede karşıladığı ve Dia Saba’nın üzerinden kurgulanan hücum setleri yoluyla üçüncü bölgeye gittiği bir maçtan galibiyetle ayrıldı. Bu maç Sivasspor’un dönüşü ve Dia Saba’nın amiyane tabirle gövde gösterisiydi.

Ardından henüz üç gün sonra gidilen bir Kosova deplasmanı. Bu kez hatların arası daha açık, Sivasspor daha dikine bir oyunla üçüncü bölgeye gitmeye çalışıyor. Evet bu oyunda başta Sivasspor’un orta alanının hızlı geçilmesine ve Sivasspor’un oyunun 36 dakikasını 1-0 geride oynamasına sebep verdi ancak, burada devreye giren parametre bambaşka. Bu denli presli, dinamik ve 26,3 yaş ortalaması olan bir takıma karşı 31 yaş ortalaması ile oyundan düşmeyen, gardını indirmeyen bir Sivasspor. Sonuç 2-1’lik bir deplasman galibiyeti.

Ardından hız kesmeden Giresunspor’u evinde karşıladı Sivasspor. Rakibinin orta sahasına karşı dinamizm üstünlüğü kuran Sivasspor, kendisini katı ve yerleşik bir savunmayla karşılayacağı gün gibi belli olan rakibi karşısında hızlı hücumları iyi kullandı, sonuca gitti. Savunma tandemi ilk defa tam anlamıyla sorunsuz bir işleyiş örneği verdi. Sivasspor 3-0 galip gelerek bir haftayı üç galibiyetle kapattı.

Ardından gidilen Trabzonspor deplasmanı bambaşka bir hikâye. Trabzonspor gibi güçlü ayakları olan, oyunu istediği noktada tutma özgürlüğü olan bir takıma karşı oyunun büyük bir bölümünde ortak olunması, kalede erken bulunan gol dışında, işleyişte hiçbir aksaklık olmaması ve neticesinde Sivasspor’un beklenenin çok üzerinde bir performans vermesi. Bu maç Ağustos ayından bu yana her iki takım adına da pek çok şeyin değiştiği, artık o dengesiz, düşük ve oyun disiplininden yoksun Sivasspor olmadığını kanıtlar nitelikteydi.

Gel gelelim Cluj maçına… Cluj Romanya’daki ilk maçta yoğun bir hücum üstünlüğü ve pozisyon arayışı içerisindeydi. Sivasspor, geçtiğimiz sezondan alışılagelmiş katı savunma disiplinin neticesini almış, Petrescu’nun öğrencilerini bu yöntemle 1-0 yenebilmişti. Ancak evindeki maçtaki senaryo birebir farklı olacaktı. Zira, Sivasspor pas oyununu doğru kurgulayan, Cluj’un kompakt bir biçimde hareket eden bloklarına karşın topu sahanın her bölgesine arzu ettiğince hareket ettiren, golü arayan, momentumu elinde tutan, dolayısıyla rakibini forse eden bir görünümdeydi. Kenar topların tekrar iyi değerlendirme noktasına gelinmesi ise piyangosu oldu. Öyle ki, maçın son dakikalarında oyundan düşen rakibine karşı skoru daha da geliştirebilir, pek çok daha gol bulabilir konuma gelmişti Sivasspor. Buna rağmen gövde gösterisiyle, 3-0 galip gelerek tur atlayan temsilcimiz, bu değişimin önemli bir aşamasını tamamlamıştı.

Bulunduğumuz noktadaki değişimi daha iyi anlayabilmeniz için şu anektodu paylaşmam gerekiyor; Sivasspor, mağlup olunan Trabzonspor maçı da dahil olmak üzere konuştuğumuz tüm maçlarda xG (gol beklentisi) istatistiğinde rakiplerine üstünlük kurdu. Giresunspor ve Cluj maçlarında rakibini saha içinde forse etti, oyun anlayışını sezonun başlangıcına göre tamamen revize etti. Geçiş oyunu sorununu kırdı, geriden topla çıkabilir ve oyunun temposunu istediği noktada tutabilir konuma geldi. Özellikle Cluj maçından yola çıkarak, ilk maçta kalesinde 27 şut gören takım, yerini oyun ön alanda kuran, orta saha dinamizmi ile üçüncü bölgeye hızlıca ulaşan bir takıma bıraktı.

Sonuca gelmek gerekirse, Rıza Çalımbay artık arzu ettiği “hücum odaklı” golü düşünen takıma çok yaklaştı. Oyunun nimetlerini kullanmak, teknik adam olarak inisiyatif almak bu işin en önemli parçası. Rıza Çalımbay bunu yapmayı başardı. Bir “dirilişin”, bir değişimin öncüsü olarak Sivasspor’un yaşadığı sürecin içinden en iyi şekilde çıkmasını bildi. Umarız bu süreci devam ettirir, inisiyatif alır, işlerin rengini değiştirir ve geliştirir.

Büyük Sivas Haber








YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Büyük Sivas WhatsApp Grubuna Dahil Ol
Büyük Sivas Telegram Grubuna Dahil Ol