Büyük Sivas Haber | Sivas Haberleri | Haberler | Güncel Yerel Haberler

BU ALANA GÜNLÜK 50 TL'DEN SİZDE REKLAM VERİRSENİZ SİZİ DE GÜNLÜK 100.000 KİŞİ GÖRÜR - ARAYIN : 0544 433 15 55

Zafer Bayramımız için, Kurt Kulağı Dağındayız…

Zafer Bayramımız için, Kurt Kulağı Dağındayız…
Murat Önk
Murat Önk( [email protected] )
01 Eylül 2020 - 10:32

Yine bir bayram arefesi, dağcılık planı yaparken, birde baktım ki, uzun zamandır birlikte tırmanış yapmak istediğim güzel insan Salim KOÇAK ve Pınarbaşı’lı dostlar 30 Ağustos Zafer Bayramı için Kurt Kulağı dağı tırmanışı düzenliyor. Tabiki gitmek gerekirdi. Çünkü tüm Kayseri’li dağcılar orda olacaktı. Hasret giderilecekti ve yeni dostluklar kurulacaktı.

Zafer Bayramımız için, Kurt Kulağı Dağındayız…

Ağrı Dağı zirvesinden gelen güzel dostlarla Sivas’ta buluştuktan sonra ve sabah kelle klasiğimizin hemen ardından Pınarbaşı yollarına durduk. Keyfimiz yerinde anlaşıldığı üzere.

Pınarbaşı toplanma yerinde, bizi karşılayan güleryüzlü güzel insan, Şirvan Dağcılık başkanı Remzi Çolak karşıladı. Misafirperverliği, güleryüzü ve samimiyeti neşemize neşe katmıştı. Bizden sonra Etkinlik Kayseri grubu geldi. Pırlanta gibi bir delikanlı olan Hamza kardeşim, genç yaşına rağmen başardıkları beni çok sevindirdi. Yeşil Doğa Grubu başkanı, benim Türkü babam Erol DEMİR’i özlemle karşıladık.

Kamp alanına vardığımızda neşemiz yerindeydi. Belediye başkanımız organizasyona gerekli desteği vermiş ve tüm ihtiyaçlarımızı karşılamıştı. Ama bizde kendisini tanımak, kamp ateşi etrafında kahvemizi ikram etmek ve belki birlikte türküler söylemek isterdik. Ne de olsa dağcılık faliyetinin en güzel tarafı, dağda herkes sadece insandı. Tüm makamlar şehirde kalır. Ve hiçbir zaman üstünlük olmazdı. Ve dağda kimse kimseyle rakip değil sadece ekip olurdu.

Akşam hasret ve özlemler giderdikten sonra, adı @seyitcan38 kalan gitarist gencimizin ve ses sanatçısı Hülya Uçurum’un türkü ve şarkılarıyla geceyi bayağı uzattık. Tam sessizliğe büründük ama uyku, beslenme kadar önemliydi. Gece 3:30’da hareket edecektik ve ben geç kalkmıştım.

Beni yalnız bırakmayan dostum Hasan Ali ŞAHİN ile yola koyulduk. Ekibin yolu takip ettiğini söyledi. Zifiri karanlıkta, bir saate yakın yoldan gittik ancak dağın gerimizde kaldığını gördüm. Gündüz yaptığım etüdlerde Kurt Kulağı dağına soldaki vadiden gidilebileceğini görmüştüm. Böyle bir kaybolma durumunda asla bilinçsiz hareket etmemeliydik. Kendimden emindim. Vadiye gitmek için bir patikaya girdik.  Bir saate yakın patikada yürüyünce patikanın bizi başka bir dağ zirvesine götürdüğünü anlamamızla, vadiye inmek için yön belirledik. Vadiye inerken havadaki lazer işaretinin bize yakıldığını anladık. Dağcılıkta önemli olmayan hiçbir malzemenin olmadığını bir kez daha anlamıştık. Lazer ışığı, düdük vs yardımcı malzemeler olmazsa olmazımızdı. Ama hiçbir kitap yazmazdı. Bizde kafa lambalarımızla selektör verdik. Doğru rotaya girdiğimizi anlamıştık. Bir saatte vadiden yürüyerek ekibimize ulaştık.

Tahtalı dağlarının, adından anlaşılacağı gibi kurt kulağına benzeyen bir çift zirveden oluşan Kurt Kulağı dağının zirvesini görebiliyorduk. Soldaki zirve 2920m ile yüksek olanı idi. Liderimiz Salim Koçak’ın peşinden giderken, hem zirveyi kollarken, hemde elimizi uzatsak tutacak gibi olduğumuz zirveye daha iki saatten fazla zaman olduğunun farkındaydık.

Tecrübeli dağcılar ayrılarak hızla zirveye taarruz ettik. Zirve altında kaya tırmanışı etabı vardı. Riskli bir bölgeydi. Kaya yapısı granit değil, kireçtaşı idi. Buda tutamak ve basamakların sağlam olmayacağından, her an kaya kopmasına karşı, çok dikkat etmemiz gerektiğini söylüyordu. Tecrübe ve bilgimizle zevk alarak tırmanıp zirveyi gördük.  Acar dağcılarımız için tırmanmak biraz zor olduğundan zirve altında küçük zirvede bizim dönmemizi beklediler.

Yorgunluğun ardından yaşadığımız zirve keyfi tüm yorgunluğumuzu atmamızı sağlamıştı. Engin gökyüzü ve tüm ihtişamı ile Tahtalı Dağları zirveleri, harikaydı. Türk kahvemizi içtikten ve dinlendikten sonra Atatürk ve ebediyete intikal eden tüm şehitlerimiz adına Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’mızı duygulanarak söyledik.

30 Ağustos Zafer Bayramı benim için sadece yakın geçmişin bayramıydı. Ama vatan topraklarının 1/30’unu kurtarabildiğimiz bir günün bayramıydı. Asıl bayram mı? Tabiki tüm kaybettiğimiz Türk topraklarının kurtulduğu gün olacaktı. Bu bilinci hep taşımamız lazımdı. Üstelik vatanın sadece kara parçalarından ibaret olmadığını, mavi vatanında, gökyüzününde, uzay çalışmalarınında, Antarktika’da yapılan çalışmalarınında bir vatan parçası olduğunu tüm gençliğine aşılamak gerekirdi.

Zirve dönüşüne mutlu bir şekilde geçmiştik. Yolun zor kısmı kalmıştı aslında. Kazaların çoğu dönüş yolunda oluyordu. Kalan enerjimizi doğru kullanmak için kendi hızımda yürümem gerektiğini biliyordum. O nedenle gruptan ayrılıp, üstelik kestirme olacağını düşündüğüm farklı bir rotadan inişe geçtim. Planlarımda tuttu ve 5,5 saatte tırmandığımız zirveyi, 3,5 saate inerek kampa ulaştım. Kamp alanında indiğimizde 26,5km yol aldığımızı gördüm. Kamp alanında yorgunluk attıktan veda sohbetlerinden sonra  kampımızı toplayıp, sevgili dostlarım Mehmet Irmak, Hasan Ali Şahin ve tüm dağcılarla vedalaştıktan sonra Koca Reisim Ahmet Köse’yle yolumuza düştük. Yeni rotalar şimdiden aklımızdaydı zaten.

Büyük Sivas Haber


buyuksivas.com "Basın Meslek İlkelerine" Uyar. AA ve İHA Abonesidir. Telefon : 0346 221 00 60 WhatsApp : 0555 898 15 58 - [email protected]