SON DAKİKA
hava 23°
Google News

Kış Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Son Güncelleme :

22 Aralık 2016 - 12:37

Kış Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Sivas Numune Hastanesinde 25 yıldır Kulak Burun Boğaz Polikliniği’nde görev yapmakta olan Op. Dr. Türkan KINCIR ile yaptığımız söyleşide sonbahar ve kış aylarında yaşanan hastalıklarla ilgili bilgiler verdi.

Op. Dr. Türkan KINCIR, bu aylarda daha sık yaşanan rahatsızlıkları ana başlıklar altında toplayarak, bütün ayrıntıları ve tecrübelerini bizlerle paylaştı:

NEZLE VE GRİP

Nezle ve grip genellikle halsizlik, hapşırık, sulu burun akıntısı, burunda dolgunluk, yutma güçlüğü gibi ortak semptomlara sahiptir ama farklı virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardır. Hapşırık, öksürük, konuşma veya ortak kullanılan eşyalara temas etme yoluyla yayılırlar. Nezle, rinovirüslerin etken olduğu bir hastalıktır ve hafif seyreder. Grip ise daha ani başlayan, sıklıkla ateşin daha yüksek seyrettiği bir hastalıktır. Gripte kas ve eklem ağrıları daha yoğun, ateş ve halsizlik daha belirgin hale gelir. Nezle ve grip de kendiliğinden düzeldiğinden antibiyotik ilaçlara gereksinim yoktur. En güvenilir tedavi yöntemi ise bol sıvı tüketmek ve istirahat etmektir. Semptomları hafifletmek için burun tıkanıklığını giderecek ilaçlardan ve ateş düşürücülerden yararlanılabilir. Ancak, orta kulak iltihabı, sinüzit veya bronşit gibi komplikasyonlar gelişirse, antibiyotik tedavisine başlanması gerekebilir.

Soğuk algınlığı tedavisinde en önemli adım istirahat etmek ile vücut direncini artırmaktır. Hem soğuk algınlığında hem de gripte evde dinlenmek iyileşme sürecini hızlandırır.

“VÜCUT DİRENCİNİ YÜKSEK TUTMAK İÇİN İYİ BESLENMEK GEREKİR”

Vücut direncini yüksek tutmak için iyi beslenmek gerekir. Bu sayede enfeksiyonların vücuttan daha rahat atılması sağlanır. Kış aylarında vücut direncini artırmak, vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması gerekir. Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyvelerin tüketimi de önem taşır.

Beslenme alışkanlığı bozuk, sürekli hazır gıda yiyen, az sebze-meyve tüketen, aşırı kirli ve ileri derecede yorucu işlerde çalışanlara vücutlarını özellikle C vitamini ve diğer vitaminlerle desteklemesi önerilir. İyi beslenen bir kişinin vitamin almasına gerek yoktur.

“HER GÜN EN AZ 2 – 2,5 LİTRE (12-14 SU BARDAĞI) SU İÇİLMELİ”

Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı almak gerekir. Yeterli sıvı alımı, vücutta oluşan toksinlerin (zararlı öğelerin) atılması ve vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanması ve pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynar. Bu nedenle her gün en az 2 – 2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir. Başta su olmak üzere, meyve suyu ve tavuk veya et suyu tüketilmelidir. Alkol, kahve ve asitli diğer içeceklerden uzak durulmalıdır.

Hasta kişiler ile yakın temastan, ortak eşya kullanmaktan kaçınmak gerekir. Temas olasılığında eller su ve sabunla yıkanmalıdır. Elleri yıkamadan önce ağız ve buruna dokunmamak gerekir. El hijyenine dikkat edilmesi ve ellerin sık sık yıkanması gerekir. Çocuklara da bu bilincin küçük yaşlardan itibaren

aşılanması da toplum sağlığı açısından büyük önem taşır. Hastanın, virüsü çevreye bulaştırmamak için tedbir alması gerekir. Maske takmak, tokalaşmamak, öpüşmemek, başkalarıyla aynı çatal, kaşık, bardak gibi eşyalarına kullanmamak alınacak önlemler arasında yer alır.

BADEMCİK İLTİHAPLARI

Bademcik iltihaplarının bir kısmı aslında kronik bir hastalığın yeniden alevlenmesi olarak ortaya çıkar. Vücut direncinin düşük olması, bu iltihapların tekrarlamasına yol açar. Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ateş en önemli belirtiler arasında yer alır. Hastalığın tedavisi için uzman kontrolünde antibiyotik kullanılması gerekir. Özellikle çocuklarda geniz eti iltihapları, bademcik iltihabına neden olabilir. Geniz eti iltihapları; burun akıntısı, geniz akıntısı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan öksürük ve ateşle seyreder.

SİNÜZİT

Sinüzit, çoğunlukla nezle ya da kısa süren soğuk algınlığıyla başlar, burun tıkanıklığı ve sulu burun akıntısı ile devam eder. Bu tabloya ateş ve öksürük de eklenebilir. Ateşle birlikte burundaki akıntının rengi ve şekli de değişir. Şiddetli baş ağrısı, yüzde basınç, dolgunluk hissi oluşur. Bunlar sinüzitin ana belirtileri arasında yer alır. Muayene sonrasında uygun antibiyotik seçimiyle tedavi başlar. Uzaması halinde kış boyu öksürükler devam edebilir. Tekrarlar halinde ya da tüm bulguların geçmemesi durumunda hastalık, kronik sinüzite dönüşebilir. Bu durumda cerrahi tedaviye de ihtiyaç duyulabilir.

SONBAHAR ALLERJİLERİ

İlkbahar kadar yoğun olmasa da, sonbaharda da alerjik rahatsızlıklar oluşabilir. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve hapşırık ile seyreder. Ancak nezle ve gripten farklı olarak ateş, halsizlik gibi enfeksiyon belirtileri eşlik etmez. Sonbahar alerjilerinin tedavisinde temel yöntem alerjenden korunmaktır. Ağız ve burnu kapatan maskeler kullanılmalı, dışarıda gözlük ve şapka takılmalı, gözlükler her gün yıkanmalı ve alerjiye karşı doktora başvurulmalıdır.

LARENJİT

Larenjit, ses teli ve çevre dokularının iltihabı anlamına gelir. Çoğunlukla ses kısıklığı, yutma güçlüğü, nefes darlığı ve öksürükle kendini gösterir. Özellikle çocuklarda acil müdahale gerektiren durumlar gelişebilir. Tedavisi sırasında sigara içmemek ve olabildiğince az konuşmak gerekir. Tedavi, ağızdan ya da iğneyle verilen iltihap önleyici ilaçlar ile solunum yoluyla ya da aerosol biçiminde yerel olarak verilen ödem giderici, ağrı kesici, mukus salgısını sulandırıcı ve kortizonlu ilaçlardan oluşur. Antibiyotik tedavisi çok az uygulanır.

AKUT BRONŞİT

Sebebi genellikle virüs olan akut bronşit genellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda ve daha sık 3-6 ay arası erkek bebeklerde ortaya çıkar. Burun akıntısı hapşırma ve hafif üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri ile başlar. Ateş hafif veya yüksek olabilir. Bu belirtilerden bir iki gün sonra hışıltı solunum sıkıntısı, hızlı nefes alma, huzursuzluk ve öksürük gibi yakınmalar başlar.

Tedavisi: Şikayetleri azaltmak için çeşitli ilaçlar kullanılır. Genellikle antibiyotik gerekmez, ancak bakteriyel bir enfeksiyon eklendiği düşünülüyorsa antibiyotik verilir. Tekrarlayan bronşit ataklarında

astım, zatürre, kalp yetersizliği ve daha başka önemli hastalıklar gelişebileceği için doktor takibi önem taşır.

ZATÜRRE

Özellikle havaların soğuması ile birlikte zatürre hastalığının görülme sıklığı da artar. Basitçe, akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplı bir sıvı ile dolması olarak tanımlanabilecek bu hastalığın belirtileri, diğer üst solunum yolu enfeksiyonları ile aynı olur. Öksürük, ateş, titreme, baş ağrısı, halsizlik, karın ağrısı ve karında şişkinlik görülür. Ancak öksürük daha şiddetli ve balgamlı, ateş ise daha yüksek ve inatçı bir seyirde olur. İlgili uzman doktor tarafından takibi ve tedavi edilmesi gerekir.


blank

blank

blank

blank

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.