
“Artık tahammülüm kalmadı” diyenler dikkat.. Son dönemde sosyal ilişkilerde yaşanan gerginlikler, iletişim kopuklukları ve artan çatışmalar, “tahammülsüzlük” kavramını yeniden gündeme taşıdı. Günlük hayatta sıkça dile getirilen “Artık tahammülüm kalmadı” gibi ifadeler, bireylerin hem özel hem de sosyal ilişkilerinde ciddi bir kırılma noktasına geldiğini ortaya koyuyor.
“Artık tahammülüm kalmadı” diyenler dikkat!
Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, tahammülsüzlüğün bireysel ve toplumsal düzeyde önemli sonuçlar doğurduğunu belirterek konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Üçyıldız, son yıllarda özellikle gençler arasında artan internet kullanımının, bireyleri daha sabırsız ve tahammülsüz hale getirdiğine dikkat çekti.
Yapılan araştırmalara göre dijital ortamda hızlı tüketilen içerikler, anlık tatmin beklentisini artırıyor. Bu durum, genç bireylerin beklemeye, farklı fikirlere ve duygusal zorlanmalara karşı daha az dayanıklı olmasına neden oluyor. Yüz yüze iletişimin azalması ise sosyal ilişkilerde çatışmayla baş etme becerilerinin zayıflamasına yol açıyor. Bu tablo, aile ilişkilerinden arkadaşlıklara ve romantik ilişkilere kadar birçok alanda sorunları beraberinde getiriyor.
Psikolojik değerlendirmelere göre tahammülsüzlük, iki temel kişilik yapısından besleniyor. Bunlardan ilki, aşırı verici tutum sergileyen bireyler. Bu kişiler, sevilmek ve kabul görmek için karşısındakinin her isteğini yerine getirmeyi tercih ediyor. Kısa vadede ilişkileri koruyor gibi görünen bu yapı, uzun vadede bireyin kendi sınırlarını tüketmesine ve ani öfke patlamalarına neden olabiliyor.
Aşırı verici kişilik yapısının kökeninde ise çoğu zaman mükemmeliyetçi ve koşullu sevginin hakim olduğu aile modelleri bulunuyor. Bu ortamda büyüyen bireylerde “ancak verirsem sevilirim” düşüncesi gelişiyor. Uzun süre başkalarının beklentilerine göre yaşayan bireyler, bir noktadan sonra sert sınırlar koymaya çalışıyor ve bu ani değişim tükenmişlik hissini beraberinde getiriyor.
Tahammül sorunlarının görüldüğü ikinci kişilik yapısı ise otoriter aile modelinde yetişen bireyler olarak öne çıkıyor. Katı kurallar ve tek doğru anlayışıyla büyüyen bu kişiler, farklı düşünce ve davranışlara karşı düşük tolerans gösteriyor. Bu durum çoğu zaman öfke tepkileriyle sonuçlanırken, iş ve sosyal hayatta sık çatışmalara yol açıyor.
Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, bu kişilerin dışarıdan sert görünmesine rağmen iç dünyalarında oldukça kırılgan bir yapıya sahip olabildiklerini vurgulayarak, “İç yapı ne kadar hassassa, onu korumak için giyilen zırh o kadar sert olur” ifadesini kullandı.
Üçyıldız, bireylerin tekrar eden ilişki sorunlarının kendi davranışlarıyla bağlantılı olduğunu fark etmesinin değişim için kritik bir eşik olduğuna dikkat çekti. Eleştirilere açık olmanın, duygularla yüzleşmenin ve bireysel farklılıklara tolerans geliştirmenin önemine vurgu yapan Üçyıldız, tahammülsüzlükle baş etmekte zorlanan bireyler için profesyonel destek almanın sağlıklı ve güçlü bir adım olacağını belirtti.
tahammülsüzlük, psikoloji, sosyal ilişkiler, internet kullanımı, gençler, Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, ruh sağlığı
Büyük Sivas Haber – Sivas Haberler





