Reklam
Reklam

Yıldızların Yanına

yıldız
x - Büyük Sivas

Türkiye’nin gelişen kesif siyasi ve ekonomik atmosferinde bir süredir kendine yer bulamayan bir kelime ile yakın zamanda tekrar karşılaştık. Avrupa. Yine Avrupa.

Can Torun'dan "Yıldızların Yanına" Adlı Köşe Yazısı

Elbette ülkemizde “Garp” kelimesi ve “Garpçılık” akımı 200 senedir aşina olduğumuz ve toplumumuzda cereyan eden bir olgu. Bu düşünce geleneğinde temel amaç ise kendi milli değerlerimiz ile gelişmiş Batı’nın ilim ve fennini harmanlamak şeklinde özetleniyor. Fakat bu ilim ve fen sınırları içerisinde Batı değerleri kapsam dışı kalmıştır. Çünkü Batılı değerler ülkemizde hep olumsuzluklarla anılmış ve bu sebeple yeterince rağbet görmüş değildir.

Esasına bakılırsa yakın tarihimizde ülkemizin NATO üyeliğinin ardından gelen Batı ile iş birliği meselesi uzunca bir süre ABD ile sınırlı kalmıştı. Avrupa devletleri arasında ilk olarak “Ortak Pazar” konusu görüşülmeye başlandığında Türk kamuoyunda yoğun bir “Onlar Ortak, Biz Pazar” algısı yankı bulmuştu. Özellikle bunu o dönemin sol örgütlerinin ve partilerinin tertiplediğini görebiliyoruz. Bu tavır, ileride oluşacak bir “anti-Avrupa” oluşumunun da tohumlarını atmaktaydı. Ancak bu tutum yalnızca sağ ve sol cenahın radikal kesimleri tarafından benimsenecekti.

Gelgelelim Batı dünyası da -diğer tüm medeniyetler gibi- tek bir karakterle anılmayacak genişlikte ürünler ortaya koyabilmiştir. Bütün Batı felsefesi ve filozofları da Batı medeniyetine aittir, engizisyon mahkemeleri de Batı medeniyetinin bir ürünüdür. Demokrasi ve insan hakları kavramlarını literatüre kazandıran Batı dünyası, Holokost’u da yaşatan ve bunun gibi diğer zıt kutupları da içinde barındıran bir medeniyettir. Ancak asla bir “yeryüzü cenneti” değildir.

Bu sebeple bizler seçme ve değerlendirme yaparken elbette dogmatizmi değil eleştirelliği, totalitarizmi değil demokrasiyi tercih edecek ve Batı’nın bu küresel anlamda olumlu değerlerini de sahiplenmek durumundayız.

Avrupa Ekonomi Topluluğu ve ardından gelen Avrupa Birliği de birtakım ilke ve kuralları ulus-aşırı bütün üyelerine benimseterek üyeleri arasında iş birliği vaadinde bulunan bölgesel görünümlü küresel bir örgüt. AB’ye tam üyelik meselesi, AB kurulduğundan bu yana tabiri caizse kapısında beklediğimiz, kapısında beklememize rağmen iç kamuoyunda bu örgüte katılıp katılmama konusunda ortak bir konsensüs oluşturamadığımız ve her olumsuz sonuçta kendimizi dışladığımız heyecan verici bir projeye bürünmüştü. Belirli yıllarda çaba ve uğraş gösterip ardı sıra ödülünü, yani tam üyeliği beklediğimiz ve gerçekleşmeyince içimize kapandığımız yahut başka ortaklara yöneldiğimiz ama en sonunda ibremizi yine Avrupa’ya çevirdiğimiz bir döngü ile de bu mesele açıklanabilir.

Özellikle en hararetli tartışmaların 1995-1998 yılları arasında gerçekleştiği,  2003-2007 yılları arasında neredeyse kapısından içeri adım attığımız AB, bu yılların ardından yine ümidimizin kırılmasına neden olacak tutumları takınmıştı. AB’nin Kıbrıs konusunda dayatmaları da AB’nin Türkiye’yi almama niyetiyle açıklanmakta. En son 2015 yılında mülteci krizinin çözümünde gösterilen iş birliği umutları bir nebze yeşertse de, saman alevi gibi parlayıp sönmüştü. Yaklaşık 5 senedir Türk politikasında telaffuz edilmeyen Avrupa Birliği, nihayet sahalara geri döndü.

Ufukta böyle bir üyelik gözükür mü, ya da Avrupa Birliği eskisi gibi parıltılı bir hayal mi, elbette tartışmamız ve üzerine düşünmemiz gereken sorular. Fakat birçok uluslararası değer açısından denetleyici bir unsur olan AB, Türk kamuoyunu bir süre daha meşgul edecek gibi gözüküyor.

Batı’da parlayan yıldızların yanına en doğudan bir yıldız daha eklenecek mi? Yıldızların beraber parlaması, bütün dertlere derman olacak mı?

Büyük Sivas Haber

Büyük Sivas Haber – Sivas Haberler

Şenay Şimşek Haber Editörü



YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Lütfen Arayın

0544 433 1 555