
“Günün birinde” otomatiklerin insanîleşmesi, mekanik yapının da denetime açık hale dönüşmesi mümkün olabilir mi?
“Günün Birinde” ve “Duruma Göre”-2
Tek başlarına olsalar nispeten kolay; mekanik yapılaşma hareketleri, mensuplarını aşan ve kuşatan bir özelliğe sahiptir, bunun üstesinden gelmek zordur. Arthur Bishop “haz varlığı”dır; mekanik yapının bireyi ise “Duruma göre”dir; yapının programlama biçimine göre perhizkâr bir varlık olarak da sevk edebilir, haz varlığı olarak da.
Daha önemlisi, bugünün dünyasında demokrasilerin en büyük tehlikesi olarak gözüken mekanik yapılar, “kendini kutsallaştırmış” sosyolojik varlıklardır. Herhangi bir dinin batınî ve esatirî bir kanalından yol bulmakta, bu suretle “sorgulanma riski”ni en aza indirmektedirler.
Mekanik cemaat yapılaşmaları: Batı’da daha çok liberalizm ve demokrasi açısından ele alınmakta; “ferdiyet”i ortadan kaldıran büyük bir tehlike olarak görülmektedir. Bizim açımızdan ise bu yapılaşmalar, rejim biçimi yahut yönetim tarzı için değil, bizzat toplumun bütünlüğü ve geleceği açısından yakın tehdit, uzak tehlikelidir.
Ortadoğu, bu yapılara malzeme olacak birey çeşitliliğine, dinî motif ve renklere ziyadesiyle sahiptir. Problem aynıdır, coğrafya ve kültür farklı; Batılı ülkeler ve Türkiye için öncelik ve önem sıralaması değişmiştir. Bizim coğrafyamızda, kaderi üzerinde coğrafyanın çok büyük rol oynadığı toplumlar ikamet ederler. Demokrasi ile ilgili teorik ve güncel problemlerin altında da tarih ile coğrafyayı birleştiren beşerî doku bulunmaktadır.
Neo-faşizm, kendini zinde tutmak için daima temrin yapan bir eylem makinesidir, iktidar için/uğruna çok geniş bir eylem repertuarına sahiptir. Neo-faşist hiyerarşiler, her çeşit egemen güç ile hiçbir ilke tanımaksızın işbirliğine girebilmektedir. İsterseniz kâbus diyebilirsiniz, bana realite olarak gözükmektedir. Binlerce Arthur Bishop’tan söz ediyorum, bir “haz varlığı” olan mekanik katiller değil bunlar, otomatikler ve “duruma göre” programlanabilmektedirler.
“Duruma göre…” hareket hattı belirleyen mekanik cemaat yapılaşmalarının, iktisadî liberalizmle, kapitalizmin rekabetçi anlayışıyla en ufak bir çelişkileri yoktur. Teşebbüs hürriyetini meşru yollarla kendi hedefleri uğruna sonuna kadar istismar ederler.
Sistemin özü olan ve “en kalitelinin en iyi ödüle ulaşması” amacıyla geliştirilen rekabet mekanizmalarını, üyelerinin rol ve statülerini yükseltmek için hileli yollarla ele geçirirler.
“Hedef nedir?” sorusunun somut karşılığını bulmak, çözmek asla mümkün değildir.
Sadece, “Günün birinde…” olarak tanımladıkları kutsallaştırılmış ve amorf idealler, esrarengiz söz ve mistik pozlarla hissettirilir. “Duruma göre…” ile mekân/vatan bilincini sıfırlayan, “Günün birinde…” ile zaman bilincini karartan mekanik yapılaşmalar, ülkemiz için özellikle büyük bir tehlikedir.
Bu sıcak tehlikeyi ciddiyetsiz bir dille sulandıran düşünce vasatı, savruk siyasetlerle soğutan hantal bürokratik seviye ise büyük bir talihsizliktir.
Büyük Sivas Haber – Sivas Haberler




