Büyük Sivas Haber | Sivas Haberleri | Haberler | Güncel Yerel Haberler

“Şebeke Saati Tekliyor”

“Şebeke Saati Tekliyor”
Berat Demirci
Berat Demirci( beratdemirci@buyuksivas.com )
1739
07 Temmuz 2019 - 15:48

Berat Demirci’nin “Şebeke Saati Tekliyor” isimli köşe yazısı;

“Şebeke Saati Tekliyor”

“Nefret ettirmeyiniz!” ilkesine tamamen ters seçmece adamlar önce kadrolu oldu, sonra cemaatimsi şebeke oldu. Net söyleyeyim bu oluşların, oluşumların ne komplo ile izahı ne tevili mümkündür. Tercihler ve sonuçları vardır. İstanbul havasının bulutları çok önceden Anadolu´da dolanıp duruyordu. Orta ve uzun vadede tüm ülke sathı için hava tahmini de sayabilirsiniz. Esas ve derin görevleri zaten nefret ettirmek olduğuna göre, mahut yapıya alan açtıkları da söylenebilir.

Pek çok şehirde bu satırları okuyanlar, kendi mahallelerinin anlatıldığını zannedebilirler.15 Temmuz´dan hasarsız çıktılar ve sonra kendilerini o kadar emniyet içerisinde hisseder oldular ki, kapı kapı gezip velinimetleri olan iktidarın gizli gizli altını oymaya başladılar. Çarkın nasıl işlediğini bilenleri, bazı mahfillerde ve etkin siyasetçilere dövdürmek için az fırıldak çevirmiyorlardı.  An itibariyle başka bir oluşum içerisinde beklentileri de olabilir, korkulur; ben korkarım başkasını bilemem. Makamı unvanı kurtardığı için bunları adam zannedenler, maalesef aldanıyor ama aldanma sınırı da an geliyor aşılıyor. Halkın büyük bir kısmı bir fasığın verdiği haberi tetkik gerektiği ilkesinden habersizdir. Etkin azınlık ise algı yönetiminde talimli olduğu için bazı şeyler tabanda geç anlaşılıyor; ama neticede anlaşılıyor. Herkes inandığıyla yaşar ve yaşantısıyla yargılanır. Hissetmeyebiliriz ama çoğu dava da bu dünyada görülür, bakiyesi öteye kalır. Üst düzey görevliler, bürokratlar; sıradan insanlarla değil, profesyonellerle daha yoğun ilişki içerisinde olduğu için bahse mevzu cemaatimsilere meşruiyet ve “toparlanıp gitmeme” imkânı kazandırmış oldular. İhtimal vermem ama şebekelere hissî sebeplerle sahip çıkanlar da vardır. Her iki durumda da kaybeden olacaklarını söylemek kehanet değildir.

Bilinçli bir örgütlenmenin değil, şartların peydahladığı cemaatimsi kümelerin belirginleşen vasıfları yalancılıktır. Birbirlerine her ortam ve koşulda şahitlik edebildikleri için yalanlarını bir müddet tutturuyorlar da. Söylenen yalan eğer etkili, yetkili bir adamın ağzından çıkarsa, iftiraya duçar olanın anasından emdiği süt burnundan gelir. Bazen, görevi icabı kanunî merciler de devreye girebilir. İşte bu meyanda, çok acı veren hadiseler yaşanmaktadır. Bir sıradan adam, yetkili mercilere velev ki asılsız bir şikâyet dilekçesi verse ne olur? Hiçbir şey olmaz. Hattâ şikâyet edilen, kendisi hakkında ihbarda bulunandan haberdar olursa, yandı gülüm keten helva. Ama iktidar yetkisine sahip biri; iki dudağının arasından çıkan indî bir hükümle birini ekmeğinden edebilir, hüküm giymesine neden olabilir. Çok acı veren hadiselerin en baş sebebi de bu işleyiştir. Kulakları çınlasın psikiyatrist Sami Akkuş ağabeye bir arkadaşı “Sen delisin Sami!” diye takılmış. O da “Senin bana deli demenin bir hükmü yok, ben sana bir deli raporu tutarsam o zaman görürsün.” demiş.

Terör örgütü daha cemaat iken, çok yönlü ve yüksek işleve sahip bir “odak” haline gelmişti. “Ben, hoca efendinin altın nesil önderi olarak işaret ettiği kişiyim!” diyenler, şimdi seksen kapıya doksan tokmak çalıp kargaşa yaratıyorlar. Hülasa: Takım halinde “nefret ettirme” görevini bilfiil ifa ediyorlar. Ustalık derecesinde bir altın nesil önderinin diğer şark kurnazları eline su dökemez; muhtemelen onları parmağa takıp oynatıyorlardır. İşaretlilerin(!) söyledikleri çoğu kez gerçek değildi; çünkü karşılıklı çıkarlardan dolayı ahlakî sınır tanımaz haldeydiler. Kirli çamaşıra yüz sürmenin bile işe yaradığını biliyor ve makam sahibi olmak için hava; hava atmak için de çevre oluşturuyorlardı. Boğaz dokuz boğum, birinci boğumda tutuyorum sözü ama daha fazla “çeşitlik” etmemeleri için de ufaktan uyarmış olalım. Hiçbir şey nihan kalmıyor. Belâ gelir mazluma dokunursa, bilakaydüşart “Evet” diyecek birileri de elbette çıkar.

Bir anlamda tenhalarda konuşulan ama yazılamayan “iki şehrin hikâyesi”nden bahsetmiş oldum. Bizler uykuda iken neler oluyormuş diye paniğe mahal yok. İçimize ve işimize bakalım. Şirret, istemeden hakkın tecellisine yol açar; şer de beklenmedik şekilde hayra tebdil olabilir. Fiilen acı çekenleri teselli etmek çok zor ama intibaha ve teyakkuza vesile olmasını dilerim. Bir arzuhalci mabeyninde mesai vermek zorunda kaldığım yazının sonunda, patlak kanalizasyonun tortu bırakacak derecede necasete buladığı caddeden geçmek zorunda kalan biri gibi hissediyorum kendimi. Bu his yeni de değil, zaman zaman sürükleniyorum. Harcamak zorunda kaldığım zamana üzülüyor ve af diliyorum. Hadesten taharet, necasetten taharet de kesmez şimdi beni; kalkıp bir boy abdesti alayım.


Sivas Belediyesi Çalışmalarından Memnun musunuz?

Sivas Belediyesi Çalışmalarından Memnun musunuz?

  • Evet --> 109
  • Hayır --> 392
  • Karasızım --> 34
  • Fikrim Yok --> 23
Gönder
Sonuçlar

buyuksivas.com "Basın Meslek İlkelerine" Uyar. AA ve İHA Abonesidir. Telefon : 0346 221 00 60 WhatsApp : 0555 898 15 58 - buyuksivashaber@gmail.com