
Sonra tilkinin yanına döndü. “Elveda” dedi. “Elveda” dedi tilki de. “İşte sırrım, çok basit: En iyi yüreğiyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez.” “Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez.” diye yineledi Küçük Prens unutmamak için.
Emre Poyraz'dan "Küçük Prens" Adlı Köşe Yazısı
“Gülünü senin için bu kadar önemli kılan, ona harcadığın zamandır.”
“Gülümü benim için bu kadar önemli kılan, ona harcadığın zaman…” dedi yine Küçük Prens unutmamak için.
“İnsanlar bu hakikati unuttular.” dedi tilki. “Ama sen unutmamalısın. Bir şeyi evcilleştirdin mi, sorumluluğu sana ait olur. Gülünden sorumlusun yani…”
“Gülümden sorumluyum…” diye yineledi Küçük Prens unutmamak için.
Bu haftaki yazımda çocuk kitabı olarak tanınan ama aslında çocuklardan çok büyüklere hitap eden, her dilden, her coğrafyadan, her fikirden insana hitap eden Dünya Edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak adlandırılan bir kitabı kaleme almak istedim. Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan ve 1943'te yayımlanan, Fransızca özgün adı “Le Petit Prince” olan, masalsı bir edayla ruhumuzun her zerresine dokunan o küçük, ince ama büyük öğütler içeren başyapıt, Küçük Prens…
Dünya dillerine en fazla çevrilen üçüncü kitap olma özelliği taşıyan Küçük Prens, aynı zamanda Fransa’da 20. Yüzyılın en iyi kitabı seçilmiş. Sahra çölüne uçağıyla düşen bir pilotla bu dünyaya başka bir gezegenden gelen prens arasında geçiyor. Küçük Prens’in hikâyesinde bu dünyaya tamamen yabancı olan bir çocuğun gözüyle bakılarak yapılan gözlemler var. Kitabın yazarı olan Exupery aynı zamanda bir pilot. 1935 yılında tıpkı kitapta anlatıldığı gibi Sahra çölüne düşüyor. Dolayısıyla yazar kendi hayatından ögeler katmış olabilir ya da bizzat kendi hayatını yazmış olabilir de diyebiliriz. Şiirsel bir dile aktarılmış olan bu eşsiz esere gelin birlikte kısa bir yolculuk yapalım.
“Her gün aynı saatte gelmelisin.” dedi tilki.
“Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim. Ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem."
Kitapta Küçük Prens asteroidinde çok narin bir gül yetiştiriyor. Bu, büyük ihtimalle yazarın kendi karısından ilham alınarak ortaya konmuş bir imge. Çünkü yazarın eşi volkanlar diyarı olarak bilinen El-Salvadorlu. Kitabın kapağını görenler hatırlar, Küçük Prens’in asteroidinde biri sönmüş, toplam üç tane volkan vardır. Eğer gerçekten bu gül karısını temsil ediyorsa ya da karısından ilham alınarak yazılmışsa o güle gözü gibi bakan Küçük Prens de yazarın kendisi olmalı.
Kitabın kendisi küçük ama öğütleri oldukça büyük... Büyüklerin küçüklere vermesi gereken öğütleri Küçük Prens büyüklere veriyor.Daha önce okumadıysanız mutlaka okuyun. Okuduysanız tekrar okuyun. İlham kaynağı nedir diye sorsalar göstereceğim ilk kitap olan Küçük Prens size öğütler vermek için bekliyor. Siz ona gitmeden ben birkaçını sizin için derledim.
Kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. Eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.
İnsanların nerede oldukları asla bilinmez. Rüzgâr onları oradan oraya gezdirir durur. Köklerinden yoksundurlar bu da onlar çok rahatsız eder.
Çölü güzelleştiren, bir yerlerde bir kuyu saklıyor olmasıdır.
Sana ait olanı bu kadar önemli yapan, onun için harcadığın zamandır.
İnsanların artık hiçbir şeyi anlamaya vakitleri yok. Onlar her şeyi tüccarlardan satın alıyor. Ama dost satan tüccar olmadığı için artık insanların dostları yok.
Hiç kimsede olmayan yıldızlara sahip ol.
İnsanların tüfekleri var ve avlanırlar. Bu çok can sıkıcı. Onlar tavuk da yetiştirirler. Bu onların ilgilendikleri tek şeydir.
İnsanlar hayal etmekten yoksundurlar. Onlar sadece kendilerine söylenenleri tekrar edip dururlar.
Eğer benim bir atkım varsa, onu boynuma dolayabilirim veya alıp götürebilirim. Ama sen yıldızları asla yerinden söküp alamazsın!
İnsanlarla birlikteyken de yalnız kalınır.
Büyüklerin hepsi birer çocuktu.
Eğer kelebekleri tanımak istiyorsak bir kaç tırtıla katlanmak gerekir.
Büyük Sivas Haber
Büyük Sivas Haber – Sivas Haberler




