REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.


ARAYIN 05444331555

Büyük Sivas Haber | Sivas Haberleri | Haberler | Güncel Yerel Haberler



BU ALANA GÜNLÜK 50 TL'DEN SİZDE REKLAM VERİRSENİZ SİZİ DE GÜNLÜK 100.000 KİŞİ GÖRÜR - ARAYIN : 0544 433 15 55

“Din(i)darlaştırmakta Neyin Nesi?”

“Din(i)darlaştırmakta Neyin Nesi?”
Hüseyin Aktaş
Hüseyin Aktaş( [email protected] )
18 Ekim 2020 - 12:11

Hüseyin Aktaş’ın “Din(i)darlaştırmakta Neyin Nesi?” isimli köşe yazısı;

“Din(i)darlaştırmakta Neyin Nesi?”

Yaşadığım bir olayın ardından gavura kızıp oruç bozulmayacağını, pireye kızıpta yorgan yakılmayacağını bir kez daha anlamış oldum!..          Bir kez daha farkettim ki her gördüğümüz sakallı kimseyi hacıemmi zannetmemek gerekiyormuş!..          Din(i)darlaştıranlara kızıp ta dine mesafe koymanın, dini değerlere duvarlar örmenin, dini hayatın dışına itmenin insanı buhrana/çıkmaza sürükleyeceğini bilmek lazım!..          Benim gibi inanmıyor, benim gibi düşünmüyor, benim gibi yaşamıyor diye insanları ötekileştirmek, insanlara hayat hakkı tanımamak ya da insalar arasına çeşitli duvarlar örmek dinin kapsam alanına girmeyen bir davranış biçimidir!..          ABD’li yazar ve şair olan Charles Bukowski’nin şu yerinde tesbitini burada paylaşmadan olmaz.          “Hangi çiçek, diğerini ‘sarı açtı’ diye ayıplar?          Hangi kuş, ‘farklı ötünce’ diğerine yasak koyar?          Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar.          Ah insanlar!          Her şeyi bulup kendini bulamayanlar!…”          İnsanlara hayat hakkı tanımamakta ne demek?          Hele insanları ötekileştirmek, duvarlar örmek arasına. Hatta içindeki cevheri küllemek insanın. Yada insana atık muamelesi yapmak. Ne biliyim insandan umudu kesmek…          Hadi vahiyle aramıza mesafeler koyduk. Hayat kitabımız Kur’an’ı ya fal bakmak ya ölülere okunmak için elimize alır olduk. Ya süslü kılıflarda ya da tozlu raflarda tutar olduk. Herkes o kitabı okuyamaz okusa bile anlayamaz dedik. Peki peygamber çekici hiçmi değmedi aklımıza, yüreğimize ya da benliğimize bizim!..           O peygamber ki kendisine zulmedenlere, kafasına işkembe geçirenlere, amcası Hz. Hamza’yı şehit edenlere bile hiç beddua etmemişti. Hatta Ebu Cehil’in bir çok kez kapısına gitmiş tebliğde bulunmuş onu İslam’a davet etmişti. Affetmiş ‘Gidin serbestsiniz!’ demiş Mekke’nin fethinden sonra tüm Mekke’lilere…          Allah ve Resul’ünün vermediği bir yetkiyi biz kendimizde nereden buluyoruz da insan hayatını hiçe sayıyoruz, insana insan muamelesi yapmaktan kaçınıyoruz hatta fırsat buldukça insanın foyasını ortaya çıkarmak yada posasını çıkarmak konusunda dört nala koşuyoruz?..           Yüreklerde yer bulması, yeniden tefekkür kapılarını aralaması niyetiyle şu ayetle konuyu noktalıyorum:          “Ey iman edenler yeniden iman ediniz!..” (Nisa Sur, 4/136)          Bir kimsenin menfaatperest yaklaşım ve tutumları hak katında  revaç  bulacak şeyler değildir. Hak katında değer bulacak olan şeyler ise imanı gereği inancı gereği olan doğru hallere sarılmaktır. Onlarda hak, adalet, vicdan, merhamet, dürüstlük ve iyilik eksenli hallerdir!..

buyuksivas.com "Basın Meslek İlkelerine" Uyar. AA ve İHA Abonesidir. Telefon : 0346 221 00 60 WhatsApp : 0555 898 15 58 - [email protected]