Reklam
Reklam
  • ANASAYFA
  • SAĞLIK
  • Antidepresanlar Yokken Ecdat Ruh Hastalıklarını Sesle Tedavi Ediyordu!

Antidepresanlar Yokken Ecdat Ruh Hastalıklarını Sesle Tedavi Ediyordu!

ediyorsa
Haber Ajansı - İHA

Antidepresanlar Yokken Ecdat Ruh Hastalıklarını Sesle Tedavi Ediyordu.. Modern tıbbın sunduğu antidepresan ve ilaç tedavilerinin olmadığı dönemlerde, insanların ruhsal sorunlara karşı farklı ve doğal yöntemlere başvurduğu biliniyor.

Antidepresanlar Yokken Ecdat Ruh Hastalıklarını Sesle Tedavi Ediyordu!

Anadolu’da yüzyıllar boyunca ses, akustik ve mekânın iyileştirici gücünden yararlanılan pek çok yapı bulunurken, bu anlayışın en çarpıcı örneklerinden biri Sivas’ın Divriği ilçesindeki Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası olarak öne çıkıyor.

Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, geçmişte ruhsal problemleri olan bireylerin ilaçlar yerine tarihi mekânlarda şifa aradığını belirterek, Divriği Ulu Cami’nin ses, huzur ve ambiyansıyla iyileştirici bir rol üstlendiğini ifade etti.

Sesin insanın ruhsal durumunu, güven algısını ve duygusal dünyasını doğrudan etkilediğini vurgulayan Özkaya, tarihi yapıların sahip oldukları akustik özellikler sayesinde psikoloji üzerinde derin etkiler bıraktığını dile getirdi. Yüksek tavanlar, taş duvarlar, kubbeler ve yankılı adımların zaman algısını yavaşlattığını belirten Özkaya, bu durumun zihinsel durulmayı artırarak bireyde sakinleşme sağladığını söyledi.

Selçuklu döneminde hem ibadet hem de şifa merkezi olarak inşa edilen, 801 yıllık Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’nın mimarisi kadar akustiğiyle de dikkat çektiğini belirten Özkaya, sesin mekân içinde dengeli bir şekilde yayılmasının kişide güven ve huzur hissini artırdığını ifade etti. Taş duvarlar ve kubbeli yapının oluşturduğu akustik ortamın, bireyin kendini çevrelenmiş ve korunmuş hissetmesine katkı sunduğunu kaydeden Özkaya, bunun kalp atışının dengelenmesine ve sinir sisteminin yavaşlamasına yardımcı olabildiğini dile getirdi.

Tarihi yapılarda duyulan ezan sesi, ayak sesleri ve hafif yankıların ziyaretçilerde geçmişle temas hissi uyandırdığını belirten Özkaya, bu durumun aidiyet duygusunu güçlendirdiğini söyledi. Sesin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını vurgulayan Özkaya, “Ses duyguyu, güveni, tehdidi, şefkati ve hatta iyileşimi etkileyebilir. Aynı cümle yumuşak bir sesle söylendiğinde şefkat olarak algılanırken, sert bir tonla söylendiğinde tehdit gibi hissedilebilir” dedi.

Tarihi mekânlarda sesin psikolojik etkisiyle zaman algısının değişebileceğine dikkat çeken Özkaya, yankılı adımların ve taş duvarlardan dönen seslerin kişide zamanın yavaşladığı hissini oluşturduğunu, bunun da içe dönüşü ve zihinsel sakinliği artırdığını belirtti. Bu nedenle camilerde, kiliselerde ve türbelerde insanların istemsizce daha kısık sesle konuştuğunu ifade etti.

Akustiğin, mekânın “görünmeyen dili” olduğunu dile getiren Özkaya, Divriği Ulu Cami gibi yapılarda sesin eşit yayılmasının korunma ve güven duygusunu desteklediğini söyledi. Ancak travma öyküsü olan bireylerde ani yankıların ve sert seslerin kaygıyı artırabileceğine de dikkat çeken Özkaya, ses ve akustiğin insan psikolojisi üzerindeki etkisinin sanılandan çok daha büyük olduğunu vurguladı.

Divriği Ulu Cami, sesle tedavi, akustik, ruh sağlığı, psikoloji, tarihi mekânlar, Sivas

Büyük Sivas Haber – Sivas Haberler

Sinan YiğitEditör



YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
Lütfen Arayın

0544 433 1 555