
Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, modern çağda giderek artan sevgi eksikliğinin bireylerin ruh sağlığı üzerindeki derin etkilerine dikkat çekti.
Sevgi eksikliği, görünürde güçlü ama içeride kırık bir nesil oluşturuyor!
Üçyıldız, sevgi eksikliğinin sadece bireysel değil, toplumsal düzeyde de ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti.
“Sevgi, tıpkı su ve oksijen gibi bir gereksinimdir”
Üçyıldız, yaptığı açıklamada sevginin insan psikolojisinin temel ihtiyaçlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Sevgi eksikliği yaşayan bireylerin beyni hayatta kalma moduna geçer. Bu da kronik stres, anksiyete ve ilişkilerde güvensizlik olarak kendini gösterir” dedi.
Araştırmalara göre, sevgi ve aidiyet duygusundan yoksun bireylerde depresyon, öfke kontrol problemleri ve bağımlılık oranları daha yüksek. Üçyıldız, özellikle dijital çağda insanların gerçek duygusal bağlar kurmak yerine sanal beğenilerle tatmin olmaya çalıştığını belirterek, “Görünür olma çabası, insanın ruhsal açlığını daha da derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.
“Empati azaldıkça toplumun dokusu zedeleniyor”
Sevgi eksikliğinin sadece bireyleri değil, toplumun genel yapısını da etkilediğini söyleyen Üçyıldız, “Bir toplumda insanlar birbirini dinlemeyi, anlamayı ve şefkati unuttuğunda, empati yerini öfkeye bırakıyor. Bu da sosyal ilişkilerde kırılganlığı artırıyor” dedi.
“Sevgi bir lüks değil, ruhun temel besini”
Üçyıldız, çözümün “duygusal temas”tan geçtiğini vurgulayarak, “Küçük bir dokunuş, samimi bir ilgi ya da yargısız bir dinleyici bile beyin kimyamızda mucizevi değişiklikler yaratabiliyor. Sevgi, modern dünyanın unuttuğu ama hâlâ en güçlü duygudur. Paylaştıkça çoğalır, dokundukça yaşatır. Aslında tüm dünyanın ihtiyacı olan tek şey, biraz daha sevgi gösterebilen insanlardır” ifadelerini kullandı.
Büyük Sivas Haber – Sivas Haberler




